SAKIZ ADASI'NDAN TÜRKİYE'YE BAKAN MEZARLAR

Haksız yere hapse atılmış, işleri ellerinden alınmış, pasaportlarına el konulmuştu. Öz memleketlerinden kaçmaktan başka çareleri yoktu. Bindikleri fiber tekne Sakız adası önlerinde alabora oldu. Ege’nin suları 4 aylık bir bebeği ve 4 çocuk ile 2 yetişkini alıp götürdü.

GÖZALTINDA İŞKENCEYLE ÖLDÜRÜLDÜ

O sadece bir öğretmendi. 15 Temmuz cinnetinden sonra gözaltına alındı. Ağır işkence ve baskılara dayanamadı. Şeker hastasıydı, ilaçları verilmedi. 5 Ağustos 2016 günü sabah saatlerinde emniyet nezaretinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti…

MERİÇ'İN ALDIĞI BİR ANNE VE ÜÇ ÇOCUK

AkçabayailesininhikayesiTürkiye’dekizülmdenkaçışınsembollerindenbiri. Meriç’tealaboraolanbottabiranneve 3 çocukhayatınıkaybetti. Baba Murat Akçabaydışındahayattakalanolmadı

SINIRLARI AŞAN PROTEZ BACAKLAR

Önce öğretmen anne-babası işten atılır. Sonra evleri polislerce basılır. Engelli Zeynep, ailesiyle Meriç’ten geçerek ülkeyi terk etmek; protez bacaklarıyla 12 kilometre yol yürümek zorunda kalır

ÖZGÜRLÜK YOLUNDA YOK EDİLEN BİR HAYAT

Esma Uludağ, anne, memur ve başarılı bir öğretmendi. Üç üniversite bitirecek derecede okuma aşkı vardı. 15 Temmuz’dan sonra Meriç’i çocuklarıyla geçmek zorunda kaldı. Atina’da aile birleşimi beklerken beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti...

İLAÇLARI VERİLMEDİĞİ İÇİN HAYATINI KAYBEDEN BİR ÖĞRETMEN

Halime Gülsu, İngilizce öğretmeniydi. Tutuklu anne-babaların yalnız kalan çocuklarına yardım ettiği için Mersin’den tutuklandı. İlaçları verilmiyordu, cezaevinde komaya girdi ve hayatını kaybetti...

AİLE BOYU ZULÜM

Doç.Dr. Ahmet Özcerit, 15 Temmuz’dan sonra KHK ile işinden atıldı. 6 Ağustos’ta tutuklandı. Bir yıl boyunca cezaevinde bitmeyen karın ağrılarına rağmen tedavi edilmeyen Özcerit’e sonunda bağırsak kanseri teşhisi konulur. Kanser bütün organlarına nükseder. Apar topar tahliye edilir ama artık çok geçtir…

TENKİL

“Tenkil” kelimesi sözlüklerde “Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma”, “Herkese ibret olacak bir ceza verme” ve “Uzaklaştırma” anlamlarında kullanılıyor. Soykırımı yerine kullanabileceğimiz bir kelime.

TENKİL MÜZESİ SERGİLERİ

Tenkil Müzesi İlk Sergisi
Brüksel’de
Tenkil Müzesi Avrupa Parlementosu
Sergisi
Tenkil Müzesi Belçika-Limburg
Sergisi
Tenkil Müzesi Almanya Kassel
Sergisi

TENKİL MÜZESİ KOLEKSİYONU

Cezaevinde ölüme sürüklenen bir akademisyenin son mektupları

Cezaevinde ölen Halime Gülsu‘nun verilmeyen ilaçları

Gökhan Açıkkollu‘nun işkencede kırılan gözlüğü

Engelli Zeynep’in sınırları aşan protez bacakları

Sakız adası açıklarında vefat eden mağdurların son eşyaları

Tenkil müzesi sergilenen kolleksiyonlar

HİZMET HAREKETİ VE TENKİL

 

17-25 Aralık 2013’teki yargı ve emniyetin yaptığı büyük ve legal yolsuzluk operasyonlarından dönemin iktidar yönetimi, Hizmet hareketi sempatizanlarını sorumlu tuttu. Bir çok somut delile dayanan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları hükümete karşı girişilen bir ‘yargı darbesi’ olarak nitelendirildi. Dürüst ve sorumlu siyasetin gereği istifa edip, yargı sürecinin sonunu beklemek yerine, devlet ve siyaset tüm kurumlarıyla birlikte, Hizmet Hareketi kurum ve sempatizanlarını topyekün imha etmek için ‘TENKİL’ faaliyetine başladı.

EĞİTİMDE TENKİL

 

Olağanüstü Hal Uygulaması (OHAL) adıyla çıkarılan KHK’lar ve hükümet uygulamalarıyla 1061 özel okul, 800 yurt, 223 kurs etüt merkezi, 1748 dernek ve vakıf, 17 üniversite, 35 sağlık kuruluşu, 19 sendika kapatıldı. Eğitim sistemi özellikle özel eğitim yok edildi. Üniversite, okul, yurt, etüd merkezi gibi kapatılan özel eğitim kurumu sayısı toplamda 2 bin 400’ü buldu. Kapatılan dersane ve diğer eğitim kurumu sayısı 3 bini geçti…

17 ÜNİVERSİTE KAPATILDI

 

Türkiye’nin en saygın vakıf ve özel üniversiteleri kapatıldı: Fatih Üniversitesi (İstanbul), Zirve Üniversitesi (Gaziantep), Bursa Orhangazi Üniversitesi (Bursa), Altın Koza (İpek) Üniversitesi (Ankara), Canik Başarı Üniversitesi (Samsun), Selahattin Eyubi Üniversitesi (Diyarbakır), Melikşah Üniversitesi (Kayseri), Mevlana Üniversitesi (Konya), Şifa Üniversitesi (İzmir), Turgut Özal Üniversitesi (Ankara), Kanuni Üniversitesi (Adana), İzmir Üniversitesi (İzmir), Murat Hüdavendigar Üniversitesi (İstanbul), Gediz Üniversitesi (İzmir), Süleyman Şah Üniversitesi (İstanbul).

 

YÜZBİNLERCE ÖĞRENCİ OKULSUZ KALDI

 

Kapatılan üniversitelerde okuyan 65 bin öğrenci, yine kapatılan eğitim kurumlarında ilk, orta ve lise seviyesinde eğitimi süren 138 bin öğrenci ve ailesi doğrudan OHAL mağduru oldu. 21 bin öğretmenin öğretmenlik lisansı iptal edildi. KHK’lar ile 80 bin öğretmen açığa alındı. 1.5 milyon öğrenci öğretmensiz kaldı.

 

 

HAPİSTEKİ BEBEKLER VE ANNELER

 

Tenkil sürecinin en büyük zulümleri kuşkusuz hamile kadınlar, tutuklu anneler ve bebeklerine yapıldı. Onlarca kadın cezaevlerinde hamileliğini geçirdi, doğum yaptıktan bir gün sonra tekrar cezaevlerine konuldu. Resmi rakamlara göre, bugüne kadar 864 bebek ve çocuk hapse atıldı. Doğumundan bir gün sonra annesiyle birlikte hapse atılan Safiye Bebek (Antalya Cezaevi), otizmli 2 yaşındaki Tunahan Bebek (Ankara Sincan Cezaevi), Ayşe (Çelik) Öğretmenin 1.5 yaşındaki koğuş arkadaşı Deran Bebek (Diyarbakır Cezaevi), 10 aylık Damla Bebek (Gaziantep Cezaevi) akla ilk gelenler. Bazı anneler ise çocuklarını dışarda bırakmak zorunda kalıp, sütünü lavobalara sağdı…

 

 

SİYAH-TRANSPORTERLAR İLE VATANDAŞINI KAÇIRAN DEVLET


OHAL sürecinde ve sonrasında “Hizmet Hareketi’ne yakın olduğu iddiasıyla başkent Ankara, İstanbul, İzmir ve ülkenin değişik yerlerinde kendilerini devlet görevlileri olarak tanıtan silahlı kişilerce kaçırılarak yasadışı bir şekilde alıkonuldu. Kaçırılan kişilere birtakım bilgilerin edinilmesi ve/veya birtakım suçların bu kişiler tarafından üstlenilmesi amacıyla işkence yapıldı. 1990’larda ‘Beyaz Toroslar’ Kürt muhalif, işadamı ve halkı kaçırma operasyonlarında kullanılırken, 15 Temmuz sonrası kaçırmalarda ‘Siyah Transporterlar’ öne çıktı. Devlet memurları, akademisyenler, siviller hedef alındı.

İSTİHBARAT ELİYLE HUKUKSUZLUĞU BÜTÜN DÜNYAYA TAŞIDILAR

 

Haziran 2017’de MİT bünyesinde insan kaçırma ve infazlar yapmak için büro kurulduğu ortaya çıktı. Önce Türkiye içinde başkent Ankara, sonra İstanbul, İzmir ile başlayan adam kaçırma olayları daha sonra dünya ülkelerine sıçradı. Malezya, Kosova, Afrika ve Orta Asya ülkelerinden onlarca ismi kaçırmak için örtülü ödenekler kullanılarak MİT üzerinden gizli operasyonlar yürütüldü, rüşvetler dağıtıldı. Hukuk dışı bu girişimleri bizzat Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ikrar etti. 21 ülkeden 104 kişinin kaçırıldığını itiraf etti. 2016’dan bugüne kadar 60 bin kişi için İnterpol’den kırmızı bülten talebinde bulundu.

ÖNCE MUHALİF MEDYA SUSTURULDU


15 Temmuz öncesinde Zaman, Samanyolu, Bugün Tv, KanalTürk, Bugün Millet gazeteleriyle başlayan medyaya yönelik sindirme operasyonlarının çapı genişletildi. 15 Temmuz’dan sonra 5 haber ajansı, 32 Tv kanalı, 62 gazete, 21 dergi, 31 radyo, 29 yayınevi kapatıldı. Ahmet Altan, Murat Sabuncu, Şahin Alpay, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Necmiye Alpay, Aslı Erdoğan gibi isimler başta olmak üzere 300’e yakın gazeteci hapse atıldı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK GAZETECİ HAPİSHANESİ: 300 GAZETECİYE HAPİS


Halen dünyada en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülke Türkiye. 15 Temmuz öncesi 29 gazeteci hapisteyken, 3 yılda 300’den fazla gazeteci hapse atıldı. Halen 100’den fazla gazeteci hapiste. 600’den fazla gazeteci hakkında arama, yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi adli işlemler yapıldı. 195 medya kuruluşu (gazete, tv, ajans, internet sitesi) kapatıldı.

 

OHAL İLE GELEN KİTLESEL TUTUKLAMALAR


15 Temmuz 2016 sonrasında kitlesel tutuklama ve gözaltılara zemin hazırlamak için önce bütün ülke genelinde Olağanüstü Hal ilan etti, uygulama 2 yıl sürdü. Sürecin başından Mart 2019 tarihine kadar 512 bin kişi gözaltına alındı ve soruşturma geçirdi, 96 bin 650 kişi tutuklandı. İktidar 134 bin memur ve çalışanı Kanun Hükmünde Kararnameler ile işinden attı.

 

İNSANLIK SUÇU İŞKENCE YÖNTEMLERİ


OHAL ile gelen uzun gözaltı süreleri, polis, adliye süreçlerindeki denetimin ortadan kalkması 1990’larda yaygın olan işkenceyi adeta hortlattı. 15 Temmuz’un sıcak saatlerinde devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı gözaltındaki asker ve güvenlik mensuplarına yönelik işkence fotoğraflarını yayınlandı. İşkence, stadyum ve gözaltı merkezlerinde çırılçıplak tutulan, aç bırakılan, kaba dayak ve fiziki şiddete uğrayan askerlerle sınırlı kalmadı. Sivillere de uzandı. Öğretmen, öğrenci, gazeteci, memur, herkes bu işkencelere maruz kaldı.

 

SİVİLLERE UZANAN İŞKENCENİN İLK MAĞDURU


İşkencede hayatını kaybeden
Gökhan Açıkkollu ismi öne çıktı. Gökhan Açıkkollu bir öğretmendi. 5 Ağustos 2016’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bodrum katındaki C-3 Nezarethanesinde işkence altında hayatını kaybetti. Şeker hastası Açıkkollu’ya ilaçları verilmedi. 13 gün boyunca işkenceye uğrayan Açıkkollu’nun cenazesi ‘Hainler Mezarlığı’ adı verilen bir yere gömülmek istendi. Adli Tıp Uzmanı Gürol Berber, aynı günlerde gözaltında olduğu için Gökhan Öğretmene yapılan işkenceye şahit olmuştu. Aylar sonra olay ortaya çıkınca, Silivri Cezaevi’nden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe vererek, Açıkkollu’nun dövülerek ve işkenceyle öldürüldüğüne kendisinin ve 15 kişinin şahitlik edeceğini yazdı. Ailesi suç duyurularında bulundu. Ancak işkenceyle ölüm soruşturulmak yerine, dosya kapatıldı.

MERİÇ VE EGE ŞEHİTLERİ


OHAL ile birlikte o
nbinlerce yetişmiş insan pasaport yasağı, haksız tutuklama ve gözaltılar nedeniyle Meriç ve Ege Denizi yoluyla başta Avrupa olmak üzere dünyanın değişik ülkelerini hicret yolculuğuna çıktı. AKP rejiminin yok etme, cadı avı ve hukuksuzluklarından kaçanların bir kısmı ise hicret yolunda şehit düştü. Vefat edenlerin çoğu öğretmenlik yapan aileler ve çocuklarından oluştu. Tespit edilebilenler arasında vefat edenlerin 17’si yani yarıdan fazlası çocuk ve bebeklerdi.

YARGIÇLARI TUTUKLAYIP HUKUKU ORTADAN KALDIRDILAR


Bugüne kadar
4 BİN 561 hakim ve savcı hakkında terör soruşturması açıldı, ihraç kararı alındı. 3 bin 495’i davaya dönüştü, 2 bin 400’den fazla hakim ve savcı tutuklandı. Yargılama adı altında 1344 yargıç mahkum edildi, halen 1617 hakim ve savcının davası sürüyor. Türkiye’nin yargı sisteminin en başarılı yargıçları olarak seçilen 104 Yargıtay üyesi, idari davaların temyiz mahkemesi Danıştay’ın 41 üyesi, Anayasa Mahkemesi’nin 2, eski HSYK üyesi 5 yüksek yargıç da halen tutuklular arasında yer alıyor.

 

1500 AVUKAT GÖZALTINA ALINDI, 600’Ü TUTUKLANDI


Yargıçlara yönelik büyük cadı avının yanında 15 Temmuz sonrasında AKP hükümeti binlerce hakim ataması yaparak yargıyı kendine bağlı ve güdümlü hale getirdi. Tutuklamalar hakim ve savcılarla sınırlı kalmadı. Hukukun üç ayağından biri olan avukatlara uzandı. Süreçte 1500’e yakın avukat gözaltına alınırken, 600’e yakın avukat müvekkillerini savunduğu için tutuklandı.

SOYKIRIMIN 8 AŞAMASI

Sınıflandırma Aşaması

İnsanlar “bizler ve onlar” diye bölünür. Hainler ve vatanseverler. Bu merhale 4 yıl önce tamamlandı.

Simgeleme Aşaması

Düşman kabul edilen grup üretilen nefret sözcükleriyle tanımlanır: Haşhaşi, vatan haini, Fetö… Bu merhale 3 yıl önce tamamlandı.

Dehümanizasyon Aşaması

Bu grup mensuplarının “insan” oluşu inkar edilir. Grubun üyeleri virüs, haşerat, sülük, parazit, böcek ya da hastalıklarla özdeşleştirilir. Bu merhale 3 yıl önce tamamlandı.

Örgütlenme Aşaması

Soykırım, tenkil ve işkence her zaman örgütlü olarak yapılır. Özel ordu birlikleri ya da milisler bu amaçla eğitilir ve silahlandırılır… Türkiye’de ise devlet içinde yerleşmiş bir çete 3 yıldır sistematik işkence, adam kaçırma yöntemini uyguluyor.

Kutuplaştırma Aşaması

Sürekli halkı kutuplaştırıcı propaganda yapılır. Alevi, Sünni, Kürt, Ermeni, Gezici, Vatan haini, cemaatçi, Gülenci vb sözleri ve nefret söylemleriyle ülke kamplara ayrıldı. Türkiye’deki mevcut iktidarın yıllardır süren söylemleriyle halk tamamen kutuplaştırıldı.

Hazırlık Aşaması

Kurbanlar etnik ya da dinsel kimlikleri nedeniyle belirlenip ortaya çıkarılırlar. Bu merhale için MİT’in desteğiyle ByLock indirenler, sendika üyeleri, gazete ve dergi aboneleri, Bank Asya mudileri, özel okul kayıt bilgileri ve fişlemeler hazırlandı.

İmha Aşaması

Kurbanlarını artık insan olarak görmedikleri için soykırımcılar katliamlarını imha olarak görürler. Bu aşama münferid olarak başladı. İşkence yeniden hortladı. Binlerce insan gözaltındayken ya da hapisteyken işkenceden geçirildi.

İnkar Aşaması

İktidarın hukuk dışı emirleriyle 150 binden fazla insan işten atıldı. 170 bine yakın insan gözaltına alındı, 90 bin insan hapse atıldı. Hamile kadınlar, bebekli anneler 900‘e yakın bebek ve çocuk hapsedildi. 200 civarında medya organı kapatıldı, 300‘den fazla gazeteci cezaevine gönderildi.

ENSTALASYON ESERLERİ

Yaşanmış hikayelere şahitlik eden enstalasyon eserleri

Asım Bebeğin Cezaevi Pantolonları

Asım Sencer Uslu 40 günlük iken annesi ile hapishaneye girdi. 3 yıldır cezaevinde büyüyor.

Zindan Bebeği

Mert bebek daha annesinin karnındayken cezaeviyle tanıştı. Annesi hamileyken tutuklandı.

Bal Gibi

Tutuklu Erdal Mavi’nin cezaevinde oğlu Cemal için plastik bal şişesinden yaptığı oyuncak.

Yoğun Bakımdaki Babaya Mektup

13 yaşındaki Esmanın yoğun bakımdaki babasına yazdığı hasret dolu mektup.

Cemal Bebeğin İlk Yürüyüş Ayakkabıları

Bu minik ayakkabılar, 11 aylıkken annesiyle birlikte cezaevine giren Cemal bebeğe ait…

HABERLER

Heidelberg Belediyesinde Tenkil Müzesi Sergilendi.
Brüksel’de Tenkil Müzesi: KHK mağdurları yaşadıklarını anlattı…
Tenkil Müzesi izlenimleri: Caddeye çıkıp haykırmak istedim…
Zalime atılacak büyük bir şamar: Tenkil Müzesi

VİDEOLAR

Erkam Tufan – 30 DAKİKA- Tenkil Müzesi Avrupa Parlamentosu’nda
Mehmet Ali Uludağ – Tenkil Müzesi Tarihe Bırakılmış Tanık
Brüksel’de Tenkil Müzesi: KHK mağdurları yaşadıklarını anlattı…