“İnsan” var olduğu günden beri “bir başka insanın hukukuna tecavüz etme” maalesef hep var oldu. Dünya tarihi genel itibariyle kanla yazıldı. Yüzyılların geçmesi, medeniyetlerin çağ atlaması bu gerçeği değiştirmedi. Güçsüzleri ezmek, zayıfları yok etmek “insan” doğasının esası olageldi.

Hukuka tecavüz, tekil olduğunda “cinayet”, çoğul olduğunda “katliam” adını aldı. Belli bir zümreyi, ırkı hedef aldığında ise “Soykırımı” dendi.

Genel tanım şu: “Irk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum ya da başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda bir plan çerçevesinde ve özel bir kastla yok edilmeleri.”

Soykırımı (genocide) suçu 1948 itibariyle “Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”nde yer aldı.

Bu sözleşmeye göre, ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu, kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden herhangi biri, soykırım suçunu oluşturuyor.
(a) Bir gruba mensup olanların öldürülmesi,
(b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel ya da zihinsel zarar verilmesi,
(c) Grubun bütünüyle ya da kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek,
(d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla önlemler almak,
(e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek,

Soykırımı 20. Yüzyıl boyunca hep yapıldı.

1915 Ermeni,

1940 Yahudi,

1993 Yugoslavya (Bosna),

1994 Ruanda

ve 2004 Darfur…

HİZMET HAREKETİ VE TENKİL

17/25 Aralık 2013’te ailesi ve yakın çevresiyle birlikte yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvette suç üstü halinde yakalanan zamanın Başbakanı Tayyip Erdoğan, yargı ve polisin bu operasyonundan Hizmet Hareketi sempatizanlarını sorumlu tuttu. Hiçbir soruşturmaya nasip olmayacak kadar çok ve somut delillere dayanan yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını hükümetine karşı girişilen bir darbe olarak nitelendirdi. Dürüst ve namuslu her politikacının yapması gerektiği gibi istifa etmek yerine Hizmet Hareketi’ni ve sempatizanlarını topyekün imha etmek için “tenkil” hareketine girişti.

“Tenkil” kelimesi sözlüklerde “Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma”, “Herkese ibret olacak bir ceza verme” ve “Uzaklaştırma” anlamlarında kullanılıyor. Soykırımı yerine kullanabileceğimiz bir kelime.

HİZMET HAREKETINE YAPILANLAR SOYKIRIM MIDIR?

Soykırım Gözlem Örgütü (Genocide Watch) Başkanı Gregory Stanton’un 1996’da sunduğu “Soykırımın 8 Aşaması” isimli bir raporu var. O rapora göre yapılanları inceleyelim.

SOYKIRIMIN 8 AŞAMASI

1- SINIFLANDIRMA AŞAMASI

İnsanlar “bizler ve onlar” diye bölünür. Hainler ve vatanseverler.

Bu merhale 4 yıl önce tamamlandı

2- SİMGELEME AŞAMASI

Düşman kabul edilen grup üretilen nefret sözcükleriyle tanımlanır: Haşhaşi, vatan haini, Fetö…

Bu merhale 3 yıl önce tamamlandı.

3- DEHÜMANİZASYON AŞAMASI

Bu grup mensuplarının “insan” oluşu inkar edilir. Grubun üyeleri virüs, haşerat, sülük, parazit, böcek ya da hastalıklarla özdeşleştirilir.

Bu merhale 3 yıl önce tamamlandı.

4- ÖRGÜTLENME AŞAMASI

Soykırım her zaman örgütlü olarak yapılır. Özel ordu birlikleri ya da milisler bu amaçla eğitilir ve silahlandırılır… Erdoğan bu örgütlenmeyi bitirdi. SADAT kadroları, Özel güvenlik birlikleri, AKP gençlik örgütleri, Osmanlı Ocakları, Mafya örgütlenmeleri.

Bu merhale 1 yıl önce tamamlandı.

5- KUTUPLAŞTIRMA AŞAMASI

Sürekli halkı kutuplaştırıcı propaganda yapılır. Alevi, Sünni, Ermeni, Gezici, Vatan haini…

Erdoğan’ın yıllardır süren söylemleriyle halk tamamen kutuplaştırıldı.

6- HAZIRLIK AŞAMASI

Kurbanlar etnik ya da dinsel kimlikleri nedeniyle belirlenip ortaya çıkarılırlar.

Bu merhale için MİT’in desteğiyle ByLock indirenler, sendika üyeleri, gazete ve dergi aboneleri, Bank Asya mudileri, özel okul kayıt bilgileri ve fişlemeler hazırlandı.

7- İMHA AŞAMASI

Kurbanlarını artık insan olarak görmedikleri için soykırımcılar katliamlarını imha olarak görürler.

Bu aşama münferid olarak başladı. İşkence yeniden hortladı. Binlerce insan gözaltındayken ya da hapisteyken işkenceden geçirildi, geçirilmeye de devam ediliyor. Gözaltındayken, hapisteyken şüpheli şekilde ya da gördükleri baskı veya işkence sonucu intihar ederek öl(dürül)enlerin sayısı yüzleri aştı. İlaçları verilmediği veya hastaneye götürülmedikleri için ölenler 50’ye vardı. Şehirlerin merkezinden mafya yöntemleriyle kaçırılarak kaybedilen insan sayısı 13’ü buldu. Yurtdışından yasal olmayan yollarla Türkiye’ye kaçırılanlar 80’i aştı. Yapılan “terörist” “hain” ithamlar yüzünden intihar eden onlarca insan oldu.

8- İNKAR AŞAMASI

Erdoğan’ın hukuk dışı emirleriyle 150 binden fazla insan işten atıldı. 170 bine yakın insan gözaltına alındı 90 bin insan hapse atıldı. 200 civarında medya organı kapatıldı, 264 gazeteci ve medya çalışanı hapsedildi. Binlerce gazeteci işsiz, yüzlercesi sürgün hayatına mecbur bırakıldı. Binden fazla şirket, resmi rakamlara göre bile 50 milyar TL’nin üzerindeki malvarlıkları ile birlikte gasbedildi.

Soykırım literatürüne göre failler, işledikleri suçu inkar eder. Tüm bu mezalimi yapan Erdoğan “OHAL’den zarar gören kimse olmamıştır.” diyebilmiştir. “OHAL terörle mücadele dışında kullanıldı mı?” diye sorabilmiştir.

Adalet eski Bakanı Bekir Bozdağ ve halen Adalet Bakanı olan Abdulhamit Gül ve diğer bakanlar OHAL’de hiçkimsenin zarar görmediği, içeride gazeteci olmadığı, demokrasi, hukuk, hak ve özgürlükler konusunda Türkiye’nin yıldız olduğuna dair akıl dışı söylemlerde bulunuyor. Yani inkar aşaması halen sürüyor.

Tenkil Müzesi internet sitesi bu süreçte yapılan zulümleri kayda geçirmek, târihe mâl etmek ve bu konuda bir duyarlık oluşturmak için kuruldu.

Bu konuda fikri olarak, malzeme temini hususunda, tanıklıkları ulaştırma kapsamında sitemize yapılacak her türlü katkıya minnettar olacağız. Siteye vereceğiniz destek, yapılan tenkil faaliyetlerini dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye vesile olacaktır.