AİLE BOYU ZULÜM: ÖZCERİT AİLESİ

Tenkil sürecinde Özcerit ailesinin başına gelenler, insanlığı utandıracak düzeydedir. Doç. Dr. Ahmet Turan Özcerit, Sakarya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde görev yapan başarılı bir akademisyendi. KHK ile ihraç edildikten sonra 27 Temmuz 2016’da gözaltına alındı, 10 gün sonra da tutuklandı. ‘Çok fazla ülke gezmek’ ve ‘TÜBİTAK projelerinde hakemlik yapmak’ kendisine atfedilen suçlamalardan bazılarıydı. Üç hafta Sakarya Ferizli Cezaevi’nde kaldıktan sonra ailesinden daha uzak bir şehre, Bandırma’ya sevk edildi.

Ahmet Turhan Özcerit tutuklanmadan önce safra kesesindeki sıkıntılar yüzünden karın ağrıları çekiyordu. Cezaevinde ağrıları arttı. Fakat şimdi farklı bir sorun daha vardı. İştahı kesilmişti, giderek zayıflıyordu. 30 kilo kaybetti ve giderek kötüleşmeye başladı. Ağrıların devam etmesi üzerine revire başvursa da her seferinde koğuşuna gönderildi. Mart 2017’de ailesine gönderdiği mektupta aktardığına göre hastaneye sevkini istemesine rağmen, “200 kişilik hastane sırası var” denilerek eline birkaç ağrı kesici tutuşturulur.

Şikayetleri haliyle geçmez. Artık makattan kan gelmeye başlar. Buna rağmen hastaneye gönderilmez. Temmuz 2017’de koğuşunda yarı baygın hale gelince hastaneye götürülür ancak artık çok geçtir. Yoğun stres ve kötü muamele yüzünden kalın bağırsak kanseri olmuştur. Üstelik kanser ilerlemiş, karaciğere ve akciğere metastaz yapmıştır.

Hastanenin mahkum koğuşuna yatırılır. Tek başınadır. Mamayla beslenir. Eşini sadece haftada bir kez, 15-20 dakika görmesine izin verilir. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk ameliyatını olup ölümden döndükten sonra doktorları 5 aylık ömrü dile getirmesine karşın 2 heyet raporu yazılır ve bu raporlarda ‘cezaevinde kalabileceği’ belirtilir. Heyetteki doktorlar korkularından cezaevinde kalamaz raporu bile veremezler.

Sosyal medyada oluşan yoğun baskı sonrası 20 Eylül 2017’de tahliye edilir. Geç teşhis, ilerleyen hastalık nedeniyle yorgun düşen vücudu tedaviye cevap vermez ve 12 Şubat 2018’de hayata gözlerini yumar. Özcerit ailesini, herkes hastane sürecinde çektikleri fotoğraflarla yakından tanıdı. Babalarına moral vermek için yüzünden tebessümleri eksik etmeyen çocuklarının şimdi boynu bükük.

 

Oğlu Sinan Özcerit, babasının yaşadıklarını Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na şöyle anlatmıştı: “Evimizi didik didik ettiler. Bir şey bulamadılar. Bazı çocuk kitaplarını aldılar. Babamı götürdüler. 3 gün boyunca onu aradık. Hiçbir kurum cevap vermedi. Sonunda bulduk ve temiz çamaşır götürdük. Gözaltı koşulları korkunçmuş. İç çamaşırlarıyla bırakmışlar. Elleri kelepçeliymiş. Su istediklerinde ‘Size su bile yok’ demişler. Dövmüşler, işkence etmişler. Darp raporu var. 4 kişilik yerde 20 kişi kalıyormuş. 3-4 saat nöbetleşerek uyumuşlar. Cezaevinde ise 1 ay boyunca sancılarından dolayı kıvrandı ve tek yaptıkları -bir lütufmuş gibi- 5-6 günde bir revire götürüp ağrı kesici verip geri göndermekti.”

Özcerit ailesinin başına gelenler, bu iç parçalayıcı ölümle sınırlı kalmadı. Onlara bırakın destek, selam verenler dahi rahatsız edildi. Cenaze günü bile polis rahat bırakmadı. ‘Cenaze evi kalabalığından’ rahatsız olduğunu söyleyen bir komşu şikâyette bulununca polis ekibi eve gelerek onları en acılı günlerinde taciz etti.

Mayıs 2019’da eşi Esra Özcerit ve kızı Senanur Özcerit bir sabah Sakarya’daki evlerinde gözaltına alındı. Eşi, ‘akrabalarını ve aile dostlarını arabayla taşımak’, kızı, ‘Üniversiteden arkadaşlarını yemeğe davet etmekle’ suçlanıyordu. Oluşan tepki nedeniyle Esra Özcerit ifadesi alındıktan sonra o gün, Senanur ise üç gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Özcerit ailesi hala adım adım takip ediliyor, kimlerle görüşüyor, kimlerle irtibat halindeler izleniyor. Fiziki polis takibinin yanı sıra, telefonları, sosyal medya hesapları da gözetim altında tutuluyor. Aile, Türkiye’deki fiili baskının ve zulmün en somut kanıtlarından. Ahmet Turan Özcerit’in cezaevinden oğlu Sinan’a yazdığı mektubu, şiirleri ve hapiste kullandığı ayakkabısı ve tişörtleri Tenkil Müzesi’nin envanterine zulmün bir nişanesi olarak kaydedildi.

 

Ahmet Turan Özcerit, mektubunda oğlu Sinan’a nasihatte bulunuyor ve “Herkesi kendi değerleriyle kabul et ve önyargılarını bir kenara bırak. Değerlerin ve hareketlerin tutarlı olsun. Adalet ve doğruluk birinci önceliğin olsun ve bu konularda taviz verme, zor bir yoldur ama esas kazanç buradadır” diyor.

Tenkil Müzesi Enstalasyon Eşyaları ve Diğer Fotoğraflar